Toprağa düşene kadar son sözümüz Samsunspor!

30 Nisan 2018 » 144 Görüntülenme»

53 yıllık tarih,nice kupalar, başarılar… Bir şehrin en büyük markası, halkı ortak bir payda da buluşturan tek unsur…
Armasında şanlı Atatürk'ü taşıyan bir efsane, Kurtuluş Mücadelesi'nin başladığı şehrin takımı… Kimisi için zevk kimisi için sadece futbol takımı kimisi için büyük aşk, kara sevda, kutlu dava…


Kutsalımızdı Samsunspor. Sevdamıza asla söz söyletmedik, az da olsak her yerde ismini haykırdık. Türkiye’nin coğrafyasını derslerde değil, gittiğimiz deplasmanlarda öğrendik. Canımızın çok yandığı zamanlar oldu. Aç kaldığımız günler, uykusuz kaldığımız geceler… Önce "süper" denen ligden düştük, olsun tekrar çıkarız dedik.


Dünya futbol tarihinde final karşılaşmasını seyircisiz oynayan ilk takım olduk kaybettik, olsun 
seneye tekrar şansımız deneriz dedik. Bir sonraki sene yine final oynadık. Daha maç başlamadan masada mağlup olduğumuz o final maçını penaltılarla kaybettik, olsun seneye şampiyon olarak çıkarız dedik. Hep bir umut besledik içimizde ve onu hiç kaybetmedik. Sonra düşüşümüz başladı. Sezon sonlarında şampiyonluk hesapları değil ligde kalma hesapları yaptık. Aslında biz Bandırmaspor maçının sonunda, küme düşmediğimiz için sahaya girip sevindiğimiz o anda kaybettik. Samsunspor bu kadar ele ayağa düşmemeliydi. 
Sevinmek yerine takımdan ve bu utancı bize yaşatanlardan hesap sormalıydık. Takımın başına futbol cahili Alpay Özalan getirildiğinde, sakat Ayite transfer edildiğinde, ne olduğu belirsiz yeteneksiz futbolcular menajerler aracılığı ile kulübe peşkeş çekildiğinde, daha kayıp üç trilyonun hesabını vermediği halde takımın başına Erkut Tutu geldiğinde hesap sormalıydık.


Eski başkanlardan, Erkut Tutu yönetiminden, Menajer Çağlar’dan, yalan yanlış haberler ile teknik
direktör gönderen yerel basından, ihtiyacı olmadığı halde kulübün gelirlerine sayısız kez temlik koyduran Kazım 
Yılmaz’dan ve tüm bu oyunların başrolü Fuat Köktaş’dan hesap sormalıydık. Seçimler yaklaştığında boynuna göstermelik atkı takan siyasetçiden "Hangi yüzle karşımıza çıkıyorsun omurgasız?" diye sandıkta hesap sormalıydık. Göksu çocuğunun ameliyat parasını istediğinde para yok deyip ertesi gün karısının arabasını değiştiren Erkut Tutu'dan "Kayıp üç trilyon nerde? Akif Çağatay Kılıç’ın gönderdiği paralar nerde? Senin hiç mi Allah korkun yok?" diye hesap sormalıydık. Ankara'da yönetim istifa diye bağırırken bizi susturmaya çalışanlara "Neden?" diye soracaktık. Sormalıydık bu soruları. Mertçe hesap soracaktık arkadaş. Soramadık. Sevgimizin büyüklüğü gözlerimizin önündeki tüm olumsuzlukları sildi attı. Hani birine kör kütük aşık olursun da gözün hiçbir şeyi görmez ya biz de öyleydik. Gözümüz hiçbir şeyi görmedi. Aslında kaçınılmaz sonu biraz da kendimiz hazırladık. Ligin ikinci yarısında kulüp, atanmışlar ile seçilmişlerin Samsunspor'u düşürme/düşürmeme mücadelesine sahne oldu. Maalesef bu mücadeleyi Samsunspor'u düşürme cephesindeki seçilmişler kazandı. Tarihimizde ilk kez 2. lige düştük. Kabullenemiyoruz değil mi? Koskoca Samsunspor düşemez diyoruz değil mi? Evet acı ama düştük. Satılan Passolig sayılarını karşılaştırdığımızda bizim tırnağımız olamayan, bizim iç saha maçlarımızı izleyen seyirci sayısı kadar seyirci çekemeyen, stadlarında ışıklandırma bile olmayan, taraftar nedir sorusuna cevap bile veremeyen, sadece arkalarında bir bakan, milletvekili, belediye başkanı var diye bugün bu ligde kalan ya da şampiyonluğa oynayan proje takımlarının "Samsun kümeye" tezahüratları ile düştük. Tutunamadık, inandıramadık kimseyi bu takımın büyüklüğüne.


Sahada üç beş futbolcu dışında kimse yüreği ile oynamadı, alacağı paraya baktı. İddiasız Giresunspor, bizim için ölüm kalım maçı olan maçı kazandı ve ligden düştük. Şaşırmamak lazım. Bunlar değil miydi üç sene önce kulüp yöneticisinden taraftar grubu liderine kadar şikeden cezevinde yatan? İşin bu kısmı çok ayrı bir olay tabii. Şimdi her şey bitti mi? Hayır. Daha yeni başlıyoruz. Neydi parolamız: "Bizim için düşmek haydi kalkıyoruz demektir!" Yine geliriz yine çok severiz. Ankara, Kayseri, Trabzon’a değil de Tokat'a, Diyarbakır’a deplasman yaparız. Kırmızı Beyaz’ı ülkenin dört bir yanında yine savunuruz. Sevdanın ligi olmaz. Bizimkisi kara sevda. Önceki gün küme düşmesine rağmen ertesi gün hala bu takımın formasını giyip atkısını yatağımızın baş köşesine asıyorsak, bugün 50 yaşındaki babam Kabristan ziyaretine giderken bile gururla o formayı üzerinde taşıyorsa, bugün 11 yaşındaki Ayberk bana "Bu ligde passolig yok abi ben de artık rahat rahat maçlara gidebilirim" diye sabahın köründe kapımı çalıyorsa hiçbir şey bitmedi. Andolsun ki geri döneceğiz. Andolsun yaşadığımız bu acıların hepsinin hesabını soracağız. Asla unutmayacağız. Yapılan haksızlıkları, bizimle alay eden taraftarları, bizleri bu hale düşürenleri, Samsun’un öz çocukları Burhan ve Berat’ın gözyaşlarını unutmayacağız. Bu şehir bugünü unutmayacak.

Her şeye rağmen son ana kadar bizimle beraber inanan kayyım yönetimi başkanı Ahmet Karayılmaz’dan, şehrin mülki amiri olmasına rağmen işini gücünü bırakıp deplasmana maça gelen, mesaisinin yarısını bu şehrin takımı için harcayan Samsun valisi Osman Kaymak’tan ve karşılıksız sevgisini esirgemeyen büyük Samsunspor taraftarından Allah binlerce kez razı olsun.

Toprağa düşene kadar son sözümüz Samsunspor!

 

Kazım Can Şen

30.04.2018 – Köşe Yazısı

Haberi Paylaş
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir