ŞİRKETLEŞME ÜZERİNE: ARTILAR VE EKSİLER

27 Haziran 2018 » 32 Görüntülenme»

Bilindiği üzere TFF 1. Lig’de mücadele eden Samsunspor, 2017-2018 sezonunda, sahadaki etkisiz performansı ve yönetimdeki kritik hataları yüzünden tarihinde ilk kez, günümüzdeki adıyla TFF 2. lig, Türkiye’deki profesyonel lig seviyesine göre 3. lige düştü.

Utanç sezonunun bitimiyle kulübümüz, gerek yönetim gerekse statü anlamında çok önemli bir değişim geçirdi. Hüsranla sonuçlanan sezonun ardından yönetim anlamında büyük bir boşluğa düşen camiada, İsmail Uyanık’ın yönetime talip olduğu haberleri sıkça konuşuluyordu. Daha önce de başkanlık makamında bulunan Uyanık, 90’ların sonu, 2000’lerin başlarında Samsunspor’u Süper Lig’in istikrarlı takımlarından biri haline getirmiş, yine onun döneminde kulübümüz özellikle İstanbul takımlarına sürekli oyuncu ihraç ederek adeta bir futbolcu fabrikası haline gelmişti.

Samsunspor taraftarı, yıllarca hasret kaldığı istikrar dönemine tekrar kavuşmak için İsmail Uyanık ve ekibine gereken desteği vereceğini her alanda dile getirdi. Uyanık ise taraftarın gerekli yetkileri kendisine tanıması halinde, Yıldırım Holding destekli bir yönetim ile başkanlığa talip olduğunu resmen açıkladı. Bu sürecin ardından 2 Haziran 2018’deki seçimli kongrede İsmail Uyanık, büyük bir destekle kulübümüzün yeni başkanı seçildi. Seçimle beraber kongrede, İsmail Uyanık’ın yönetimi devralmak için talep ettiği yetkilere konu olan statü değişikliği de oy çoğunluğu ile kabul edildi.
Bu statü değişikliği kısaca, Samsunspor Futbol Kulübü’nün faaliyetlerinin bir anonim şirket bünyesinde yürütülmesini ve finanse edilmesini kapsıyordu. Çoğumuz kulüp kurulduğundan beri dernek olarak faaliyetlerini sürdürdüğü için bu yeni değişikliğe fazlasıyla yabancı kaldık. Peki bu değişim doğrudan bir sportif başarıyı kısa bir sürede getirecek mi? Bu değişimle Samsunspor bundan sonra nasıl yönetilecek? Bu yazımda Şirketler Hukuku bilgilerini baz alarak, basit ve anlaşılabilir ifadelerle genel bir görüş edinebilmeniz için çabalayacağım. Şimdiden iyi okumalar.

Öncelikle anonim şirket nedir, hangi amaçla kurulur bunu iyi kavramamız gerekiyor. Türk Ticaret Kanunu’na göre Anonim şirketler, izin verilen her türlü ekonomik faaliyeti gerçekleştirme ve kar elde etme amacıyla kurulan, kurullarının çoğunluk esasına göre aldığı kararlara göre yönetilen ve menkul kıymet çıkarma yetkisine sahip (tahvil, hisse senedi vb…) bir sermaye şirketi türüdür. Bu açıklama ışığında futbol ve spor faaliyetleri de bu şirketlerin iktisadi amaçları arasında yer alabilir niteliktedir.

Bu şirketler, limited şirketlerin ardından ülkemizde ekonomik faaliyetleri sürdürmek için en çok tercih edilen ikinci şirket türüdür. Peki bu kadar tercih edilmesinin sebepleri nelerdir? Çok basit: kuruluşu oldukça zahmetsizdir. Anonim şirket kurmak için 1 kişi bile yeterlidir. Ve en önemlisi ise; şirket borçlarından ötürü alacaklılar yalnızca şirket malvarlığına gidebilir, şirketin borcu yüzünden paydaşların malvarlığına doğrudan başvuramaz.
Bu şirketin paydaşları ise sadece ”payları oranında” şirkete karşı sorumludur. Yani kabaca başkalarının ettiği zarardan dolayı kimse sizi sorumlu tutamaz, sizden bu zararı tahsil edemez. Şirkete karşı sorumluluğunuz ise yalnızca şirkete getirdiğiniz sermaye kadardır, kimse size daha fazla sorumluluk yükleyemez. Bu şirketin temel mantığı iki kavram arasındaki bağlantı üzerine inşa edilmiştir: Sermaye ve pay. Emek dışında şirkete getirebileceğiniz, üzerinde devlet kısıtlaması olmayan her türlü parasal değer şirkete koyabileceğiniz türde sermayedir. Ev, araba, vadesi gelmiş alacak… Ne kadar sermaye koyarsanız o kadar pay sahibi olursunuz, genel kurulda o oranda oyunuz olur, şirketin geleceğini payınızın gücü ile doğru orantılı olarak siz belirlersiniz. Peki pay sahibi oldunuz ancak işler umduğunuzdan kötü gitti ve beklediğiniz kazancı elde edemediniz şirketle bağınızı nasıl sonlandıracaksınız? Burada anonim şirket size oldukça önemli bir kolaylık sağlıyor. Resmi prosedürlere takılmadan şirketteki hisselerinizi oldukça basit bir şekilde her zaman satarak devredebilirsiniz. Bir diğer avantaj ise şirketin kamusal borçlardan dolayı (vergi, SGK borcu) ortaklar asla sorumlu tutulamazlar. Kısaca anonim şirketlerin işleyiş prensipleri ve temel özellikleri bu yönde.

Durumu çift yönlü değerlendirebilmemiz için, spor kulübümüzün önceki statüsü olan derneklerden de bahsetmek yararlı olacaktır. Az önce bahsettiğimiz anonim şirketler gibi dernekler de özel hukuk tüzel kişileridir. Özel hukuk tüzel kişilerini sınıflandırırken amacına göre bir ikili ayrım yapıyoruz. Kazanç elde etmeyi amaçlıyor mu amaçlamıyor mu? İşte dernekler, bu iki ana gruptan kar amacı gütmeyen özel hukuk tüzel kişilerine dahilken, anonim ve limited şirketler gibi ticaret şirketleri kar amacı güden özel hukuk tüzel kişileridir.

Dernekler bu bağlamda yardımlaşma, dayanışma amacı ya da kültürel, sportif, edebî amaçlarla bir ideali gerçekleştirmek amacıyla kurulur, kar elde etmeyi amaçlamazlar. Gelirlerini genellikle bağış yoluyla elde ettikleri gibi, kurabilecekleri ticari işletmeler ile kazanç elde edebilirler. Derneklerde bir paylaşma hali ve kar elde amacı olmadığı için dernek üyelerinin hakları ve yetkileri birbirlerine eşittir. Bu eşitlik durumundan kaynaklı olarak dernek üyelerinin dernek yönetim kurulu üzerinde nitelikli ve kesintisiz bir denetleme yetkisi olduğunu söylemek mümkün. Az önce değerlendirmesini yaptığımız anonim şirketlerde, bu denetleme yetkisi oldukça sınırlıdır. Bu konuyla sınırlı olarak derneklerin anonim şirketlere göre bir avantajının olduğunu söylemek mümkün. Derneklere tanınmış ayrıcalıkları kısa özet maddeleri ile sıralayacak olursak:

1-Yapılan bağış ve yardımlar, gelir ve kazançlardan indirilebilirler
2-KDV ile damga vergisi hariç, harç istinası uygulayabilirler
3-Veraset ve intikal vergisindeki muafiyetlere tabidirler
4-Emlak ve gümrük vergisi istisnasına tabidirler
5-İdare kendilerine karşılıksız mal tahsis edebilir

Kısacası kulüpler dernek olarak örgütlenmekle yönetsel, yasal ve vergi kanunları bakımından kendilerine ciddi avantajlar sağlamaktadırlar. İyi ama dernek statüsündeki futbol kulüpleri gelir bakımından sıkıntı çekiyorsa neden yönetimlerine talip olunuyor? İyi niyetli yöneticileri tenzih edersek bunun nedeni, yönetimde olanların kendilerine yarar sağlamak maksatıyla, kulübü paravan olarak kulanarak muvazaalı hukuki işlemlerle vergisel, kamusal muafiyetlerden yararlanmak ve kendilerini ibra etmek suretiyle bağışları kendi malvarlıklarına geçirmek istemeleridir. Sonuçta bu yöneticiler için hiçbir gider yapmadan, zarar etmeden, ticari işletme işletmeden, elde edilen bağış kazançları, ”armut piş ağzıma düş” kazancıdır. Ne yazık ki böyle bir yönetime sahipseniz, kulübünüz için düzenlenen yardım kampanyalarına katılım maksadıyla atkı forma almak, açılan hesaplara yardım parası yatırmak farkında olmadan biz taraftarların saf yerine konulmasından başka bir şey değildir. Hatırlarsanız önceki sezonda böyle bir durumla karşılaşmıştık ancak idare Osman Kaymak aracılığı ile bunun önüne geçerek yardım paralarını kendi açtığı hesaba yönlendirmişti. Dernek çatısı altında yönetilen spor kulüplerinin ne kadar istismar edilmeye açık olduğu tartışılmaz bir gerçek. Yıllarca bu durumumuzdan faydalananları düşünürsek bunu en iyi bilen taraftarlardan biri Samsunspor taraftarıdır.

Son olarak bu durumu dünya futbolu ve Samsunspor açısından değerlendirmek gerekiyor. Kulübümüz bilindiği üzere, kurulduğundan şirketleşmeye kadar olan süreçte dernek olarak faaliyetlerini sürdürdü. Yukardaki bilgiler ışığında, derneklerin bir kazanç elde etme amacı olmadığını, gelen bağışlarla ve kurabildiği ticari işletmeler eliyle sınırlı olarak gelir elde edebildiğini düşünürsek, Samsunspor’un kötü yönetildiği yakın geçmişte neden sürekli bir arpa boyu yol kat etmeden ekonomik anlamda sıkıntılı sezonlar geçirdiğini anlamak zor olmayacaktır.

Romantik futbol tahtını günümüzün endüstrileşmiş fuboluna bırakmışken; futbolda başarı birkaç istisna dışında tamamıyla futbol kulüplerinin elde ettiği gelirlerlerin fazlalığıyla ve yürüttükleri ticari faaliyetlerin çeşitliliğiyle doğru orantılıyken, bir spor kulübünün siyasetten ve yapılacak bağışlardan medet umarak sportif başarı yakalamaya çalışması, delik testiye su doldurmaya çalışmaktan farksızdır. Samsunspor’un basiretsiz yönetimlerinin, her sezon başı milletvekillerinden destek beklemesi, kapı kapı dolaşıp belediyelerden bağış dilenmesi, tam da bu tasvire uygun bir durumdur. İsmail Uyanık’ın bu vaziyette böyle bir testiye su doldurmak yerine, anonim şirket statüsünün kazanılması şartıyla Yıldırım Holding destekli sermayesini kulübe aktarması oldukça mantıklı bir hareketti. Eğer bu sermaye kulüp dernek statüsündeyken kulübe aktarılmış olsaydı, derneklerde dernek borcundan ötürü tüm üyelerin sınırsız sorumluluğu mevcut olduğundan ve anonim şirketlerdeki pay oranında sorumluluk mantığı mevcut olmayacağından bu ciddi rakam, deyim yerindeyse kuş olup uçacaktı. Yıllarca sabit gelir kaynağı istedik. Gelir için siyasetçilerin seçim oyuncağı olmayan, kendi kendine yetebilen bir Samsunspor’un hayalini kurduk. İşte bu şirketleşme süreci, bu hayalin gerçekleştirilmesinin ön adımıdır. Artık sadece bir spor kulübü değiliz. Aynı zamanda bir markayız. Her marka gibi kar elde etmek için profesyonel nitelikte ticari faaliyetler sürdüreceğiz. Başta hisselerimiz olmak üzere, kaliteli lisanslı ürünler, reklamlar, maç biletleri, yayın gelirleri ve daha niceleri gelir kaynağımız olacak. Başarı elde ettikçe kar, kar elde ettikçe başarı kazanacağız. Bu döngü devam ederken anonim şirket hisseleri değerlenecek, yeni yatırımcılar Samsunspor’un başarısına ortak olmak için sermayelerini şirkete getirmek isteyeceklerdir. Bu sistemin başında geçmişte Anadolu’nun farklı takımlarındaki genç yetenekleri Samsunspor fabrikasında işleyerek başarı ve kar elde etmiş olan İsmail Uyanık gibi bir fenomen varken, kısa vadede başarı bir hayal değil. Daha sezon bile başlamadan kulüp kimliğindeki olumlu değişim ve şehirdeki olumlu hava bunun en büyük kanıtı.

Evet artık bir 2. lig takımıyız. Geçmişteki yönetimlerin ağır hatalarını da yükledik sırtımıza. Anonim şirkette her şeyin sermaye olduğundan da bahsetmiştik. Kimsenin bu kadar yükün altına girmiş bir kulübün gelir edebileceğine inanıp kısa vadede sermaye ortaya koymayacağı da aşikar. Umutsuz muyuz peki? Hayır. Çünkü Samsunspor gibi bir efsanenin itibarını tekrar parlatma görevini; işini bilen, en önemlisi Samsunlu ve Samsunsporlu bir yönetim devraldı. İşleri ise pek kolay olmayacak. Verecekleri kararların sağlamlığı ve yerindeliği Samsunspor’un kaderini belirleyecek. Temennimiz başarılı olmaları.

Uyanış Sezonu ile birlikte özlenen güçlü Samsunspor’un adımları atılmıştır. Bizlere düşense Atatürklü Arma’ya isimleri ve ayrılıkları bir kenara bırakarak; tribünde, sokakta, okullarda ve ülkenin her köşesinde gereken desteği kayıtsız şartsız vermektir.

Utku Yılmaz

27.06.2018

Yazar Hakkında
Haberi Paylaş
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir